Bilim Felsefesi, FELSEFE

Bilimin Metodunu Nötrleştirme: Nötr Paradigma

Yazı serimizi noktaladığımız bu yazımızı, bilimcilik ile bilimin natüralistik metodunun yakın ilişkisini gözler önüne sermeye ve bu ilişkinin negatif sonuçlarını irdelemeye ayırdık. Negatif sonuçlarını diyoruz, çünkü, “pozitif sonuçlarını”- tabi eğer gerçekten metodolojik natüralizmden kaynaklanıyorlarsa- söz konusu metodoloji kullanılmadan da erişilebilecek faydalar olarak görüyoruz. Nihayetinde nötr paradigma ismini verdiğimiz yeni bir yaklaşımın, kullanışlılık bakımından “eski” natüralist paradigmanın yerini alabileceğini iddia ediyoruz, nitekim bu iddiamızın birtakım teorik ve pratik gerekçelerinden de söz edeceğiz.

Bilim Felsefesi, FELSEFE

Bilimcilik: Bilime Olan Sevgi ve Güvenin Suistimali

Yazı serimiz boyunca halihazırda (ve belki de son 150 yıldır) bilimin kendisine dayanılarak yapıldığı düşünme tarzı olan metodolojik natüralizmi, kabulleri ve üzerine kurulu olduğu felsefi prensipleri (nedensel kapalılık, empirik yöntemin bize gerçekliği sunabileceği iddiası-deneycilik ve doğa yasaları) tartışmak suretiyle eleştiriye tabi tuttuk. Metodolojik natüralist paradigmayı terk etmemizin sadece teorik gerekçeleri olmadığını, aynı zamanda başta bilim insanları olmak üzere toplumu getirdiği noktanın, insan düşüncesini tek tipleştiren ve körelten bir vaziyet olduğunu da göstermek durumundayız. Metodolojik natüralizmin bir sonucu olarak bilimciliğe (scientism) tarihi ve alt formları bakımından bu yazımızda; bilimciliğin sonuçlarına, metodolojik natüralizmle olan bağlantısına ve nötr paradigmaya ise bir sonraki yazımızda değiniyoruz.

Bilim Felsefesi, FELSEFE

Doğa Yasalarının Kökeni-3: Doğa Yasası Argümanı

Doğa yasalarının nereden geldiği sorusuna cevap aradığımız ve bu soruya verilen cevaplardan mevcut bilimsel paradigmanın, metodolojik natüralizmin, savunmamıza “izin verdiği” yaklaşımları irdelediğimiz yazılarımızın sonuncusunda yasaların evrensel özellikler olarak soyut biçimde evrende var olup soyut olanı yönettiği iddiasında bulunan bilimsel realizmi inceliyoruz. Müteakiben, yasaları yalnızca düzenliliklerin bir ifadesi olarak gören “düzenlikçi” yaklaşımı ele almalıyız; zira başlıkta belirttiğimiz doğa yasası argümanı ancak yasaların kendi başlarına bir varlıklarının olmadığı ve yansıttıkları düzenliliğinin kaynağına inebilmek için doğa üstüne başvurmanın gerektiği farkına varıldıktan sonra anlamlandırılabilecektir.

Bilim Felsefesi, FELSEFE

Doğa Yasalarının Kökeni -2: Yasaların Egemenliği Yaklaşımı

Doğa yasalarının kökeni yahut varoluş bakımından mahiyeti problemine olası üç çözüm getirilebileceğini söylemiş ve bunlardan ilkini, yani “mutlak olasılıkçı yaklaşımı” serinin bir önceki yazısında incelemiştik. Şimdi ise yine serinin nedensellikle alakalı olan 4.yazısında işaret ettiğimiz “varlıkların içkin özelliklere-tabiatlara” sahip oldukları iddiasıyla da ilişkili olan “yasaların egemenliği yaklaşımını” inceliyoruz. 

Bilim Felsefesi, FELSEFE

Doğa Yasalarının Kökeni-1: Mutlak Olasılıkçı Yaklaşım

Doğa yasaları hakkında üç temel görüş bulunduğunu ve bunlardan birincisinin bizim “mutlak olasılıkçılık” ismini verdiğimiz yaklaşım olduğunu bir önceki yazımızda belirtmiştik. Bu yazımızda öncelikle söz konusu yaklaşımda doğa yasalarının nasıl tarif edildiğine değineceğiz, sonrasındaysa argümanın dayandığı temel kavramlar olan “şans” ve “denenme” ne kadar mantıklı olduğunu değerlendirmeye çalışacağız. 

Bilim Felsefesi, FELSEFE

Doğa Yasalarının Kökeni ve Otonomisi Problemi: Olası 3 Çözüm

Metodolojik natüralizmle ilgili yazı serimizin başlangıcında, söz konusu felsefi düşüncenin nedensel kapalılıkla birlikte doğa yasalarının otonomisini de savunmak durumunda kaldığını belirtmiştik. Doğa yasalarının otonomisi kabul edilmek zorunda kalınıyordu; zira eğer bu yasalar, kendi başlarına (herhangi bir doğa üstü müdahale olmaksızın) iş görebilecek statüde değillerse bu, metodolojik natüralizm savunucularının duymak bile istemeyeceği bir sonuca vardırıyordu: Yasaların doğayı aşkın bir varlık tarafından icra edilip uygulanması ihtimali.

Bilim Felsefesi, FELSEFE

Gerçekliğe Ulaşmada Empirizmin Yeri: Deneye Deneye Nereye Kadar?

Modern bilimin felsefesinin ya da metodolojik natüralizmin felsefi temellerinden birinin empirizm olduğunu, bu felsefi ideolojide herhangi bir önermenin anlamlı ve güvenilir kabul edilebilmesi için deneysel (empirik) bir temelinin olmasının şart koşulduğunu[1] yazı serimizin ilk yazısında belirtmiştik.

Felsefe Tarihi

Sosyalizm Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Sosyalizm genel itibarı ile ekonomik olarak üretim araçlarının hakimiyetinin toplumlara ait olduğunu savunan ve herhangi egemen bir sınıfın veya zümrenin bu araçlar üzerindeki kesin hakimiyetini, belirleyiciliğini reddeden sosyal ve ekonomik bir doktrindir. Sermayenin yani mevcut ekonomik getirinin ve dağıtımın kamunun, devletin kontrolünde olması gerektiğini dile getirir. Sosyalist bakışa göre bireyler birbirinden izole bir şekilde yaşamaktan ziyade birbirleriyle iş birliği ve paylaşım içinde olmalıdırlar. Bundan ötürü üretilen herhangi bir ürün, mal sosyal bir nitelik taşır. Ürünün üretilmesinde katkı yapan her birey bu ürünün paydaşlarından biridir.

Bilim Felsefesi

Nedensel Kapalılık ve Bilime Yansımaları

Bilimin temel fonksiyonu, doğadaki nesneler ile oluşumlar arasında bulunan neden-sonuç ilişkilerini deneyler vasıtasıyla ortaya çıkarmak ve bu ilişkileri yasalar halinde formülize etmektir. Bu fonksiyonunu yerine getirirken de doğal olayları incelediğinden ve onlara ilişkin doğal nedenleri öne sürdüğünden emin olmak zorundadır (ya da zorunda bırakılmıştır). Ayrıca kendi içinde tutarlılığını sağlayabilmek adına ortaya attığı doğal nedenlerin açıklama için yeterli ve güvenilir olduğunu kabul etmek durumundadır. Bu yazımızda nedenselliğin bilimdeki konumunu incelemeye çalışacağız.

Bilim Felsefesi

Bilimin Metodu Metodolojik Natüralizm Olmak Zorunda Mı?-2

Bu yazımızda metodolojik natüralizmin bilimin metodu olarak kalmasını savunanlardan "pragmatist savunucuları" ele almaya çalışacağız. Pragmatist savunuculara göre tarihi veriler ışığında başarılı ve tutarlı açıklamalar getirebilen yaklaşımlar hep natüralistik yaklaşımlar olmuştur. Aynı zamanda onlar bilimsel bilginin pratikte sağladığı faydaları onun meşruiyetine delil sayarlar.