Bilim Felsefesi, FELSEFE

Gerçekliğe Ulaşmada Empirizmin Yeri: Deneye Deneye Nereye Kadar?

Modern bilimin felsefesinin ya da metodolojik natüralizmin felsefi temellerinden birinin empirizm olduğunu, bu felsefi ideolojide herhangi bir önermenin anlamlı ve güvenilir kabul edilebilmesi için deneysel (empirik) bir temelinin olmasının şart koşulduğunu[1] yazı serimizin ilk yazısında belirtmiştik.

Dinler Tarihi, TARİH

Bilgiye Ulaşmada ve Onu Kaydetmede Hadis Tarihi Örnekliği

İsnad sisteminde “Filan filana, o da filana, o da bana söyledi ki” şeklindeki zincirleme aktarımlar, kaynak göstermede dipnotların yaptığı vazifeyi görmüş[1]; Orta Çağ Avrupa’sının 15. yüzyıldan sonra ulaşabileceği kaynak gösterme ahlakı, çok erken dönemlerden itibaren isnad sistemi aracılığıyla tesis edilebilmiştir. Bu yazımızda ise hadis tarihinin diğer iki konudaki örnekliğine, bilgiyi kaydedip saklamada gösterilen özveriye ve bilgiye ulaşmak için nelerin göze alınıp hangi çapta gayretler gösterilebileceğine değinmeye çalışacağız.

Dinler Tarihi, TARİH

Haberlerin Doğruluğunun İncelenmesinde Hadis Tarihi Örnekliği

Hadis tarihi, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) söz, fiil ve kabullerinin nesilden nesle doğal bir süreç olarak isnad gibi sıkı kontrol sistemleriyle birlikte emniyet içerisinde aktarılmasını konu edinen disiplindir. Her ne kadar tarihin meraklarımızı cezbeden savaşlar, siyasi olaylar, antlaşmalar gibi yönlerine odaklanmasa da hadis tarihi; zihinleri hayrette bırakan prensipleri

BİLİM

Etki Faktörü ve Bilimsel Makalelerin Güvenilirliği

Etki faktörü (impact factor), bir derginin literatüre hangi düzeyde katkı sağladığının, o derginin makalelerine diğer bilim insanlarınca ne kadar başvurulduğunun, başka bir deyişle bilim camiasında nasıl bir “etki” bıraktığının göstergesidir. “Okuduğum makalenin sonuçlarına ne kadar güvenebilirim?” sorusuna cevap ararken dikkat etmemiz gereken hususlardan biri etki faktörüdür.

Bilim Felsefesi

Nedensel Kapalılık ve Bilime Yansımaları

Bilimin temel fonksiyonu, doğadaki nesneler ile oluşumlar arasında bulunan neden-sonuç ilişkilerini deneyler vasıtasıyla ortaya çıkarmak ve bu ilişkileri yasalar halinde formülize etmektir. Bu fonksiyonunu yerine getirirken de doğal olayları incelediğinden ve onlara ilişkin doğal nedenleri öne sürdüğünden emin olmak zorundadır (ya da zorunda bırakılmıştır). Ayrıca kendi içinde tutarlılığını sağlayabilmek adına ortaya attığı doğal nedenlerin açıklama için yeterli ve güvenilir olduğunu kabul etmek durumundadır. Bu yazımızda nedenselliğin bilimdeki konumunu incelemeye çalışacağız.

ÇEVİRİ, Felsefi Makale

Fikri Tartışmada “Reductio ad absurdum”

Reductio ad absurdum (Olmayana ergi delili, absürde indirgeme) delil getirmede ve informal mantıkta karşıt argümanların kullandığı mantığı ilerletip onları absürt, saçma bir noktaya getirerek reddetmenin (böylece kendi argümanını ispatlamanın) bir metodudur. İndirgeme argümanı ve absürdleştirme argümanı (argumentum ad absurdum) olarak da bilinir.

Bilim Felsefesi

Bilimin Metodu Metodolojik Natüralizm Olmak Zorunda Mı?-2

Bu yazımızda metodolojik natüralizmin bilimin metodu olarak kalmasını savunanlardan "pragmatist savunucuları" ele almaya çalışacağız. Pragmatist savunuculara göre tarihi veriler ışığında başarılı ve tutarlı açıklamalar getirebilen yaklaşımlar hep natüralistik yaklaşımlar olmuştur. Aynı zamanda onlar bilimsel bilginin pratikte sağladığı faydaları onun meşruiyetine delil sayarlar.

Bilim Felsefesi

Bilimin Metodu Metodolojik Natüralizm Olmak Zorunda Mı?-1

Metodolojik natüralizmle ilgili yazı serimizin ikinci kısmında söz konusu felsefi ekolün günümüzde hangi gerekçelerle ve nasıl savunulduğunu incelemeye çalışacağız. Sözü geçen felsefi akımın bilimin açıklama metodu olarak kalması gerektiğini savunanlar; metodolojik natüralizmin bilimin kendi özünden, içinden gelen bir niteliği olduğu, bilimin tanımı gereği doğa üstü önerilerle ilgilenemeyeceğini savunanlar (“intrinsic” ya da tanımsal metodolojik natüralistler) ve

Bilim Felsefesi, FELSEFE

Metodolojik Natüralizm: Modern Bilimin Ruhu

Hepimiz daha lisenin başlangıcında “Doğaüstü olayların bilimin çalışma alanına girmediği” bilimsel bilginin ‘’gözlem ve deneylere” dayandığından dolayı “mantıklı, doğru ve çelişkisiz olduğu” doğaüstü güçlerin hastalıklara yol açtığı düşüncesinin ne doğrulanabilir ne de yanlışlanabilir’’ olduğundan[1] bilimsel bilgi olmadığı benzeri argümanları ya ders kitaplarımızdan okumuş ya da popüler bilim anlatılarından takip etmişizdir.

Bilim Felsefesi, FELSEFE, Felsefe Tarihi, TARİH

Eş’arilik’in Tarihi Gelişimi ve Tabiat Felsefesi

Günümüzün problemlerine çözüm üretmek ve geleceğin fikir sancılarına şimdiden çare bulabilmek ancak mazideki düşünce ve bilgi birikiminin farkında olmakla mümkündür. Cemil Meriç’ in ifadeleriyle sorunlara “rasyonel cevaplar” getiremememiz “bizden önceki düşüncelerden habersiz” olmamızdan ve ülkemizdeki aydınlarımızın (intelijansiyamızın) “Amerika’yı her gün yeniden keşfetmeğe çalışmasından”dır.(1)