Ana Sayfa

MERGEN DEVRİ’NE HOŞ GELDİNİZ

İsmini Türk mitolojisinde bilim, felsefe ve aklın simgesi olan Mergen Han’dan alarak kurulan topluluğumuz; bu devrin bilim, felsefe ve mantığa dayalı düşüncelerin devri olduğunu benimsemiş ve başta milletimiz olmak üzere bütün dünyanın bu değerlerle bezenmesi gayesi etrafında birleşmiştir.

-Youtube’da MERGEN Devri-

Son yazılar

Cengiz Han ve 13. Yüzyıl Hava-Kara Muharebesi

Bir ordunun operasyonel konsepti doktrininin çekirdeğini oluşturur. Bir ordunun taktiklerini, organizasyonunu ve prosedürlerini içine alan seferlerde ve muharebelerde savaşma şeklinin yoludur. Bu konsept bütün koşullar ve durumlar için operasyonları belirleyebilmek üzere kapsamlı bir nitelikte olmalıdır. Bununla birlikte değişen koşullara bağlı olarak taktiksel anlamda çeşitlilikleri oluştaracak serbestliği de  tanımalıdır. Doğru bir şekilde bilinmeli ve anlaşılmalıdır.

Gecekondu Yerleşimleri

üzyılda, geride bıraktıklarından daha iyi bir yaşam arayan binlerce yeni göçmen de dâhil olmak üzere, giderek daha fazla insan Amerika’nın şehirlerine akın etmeye başladı. Nüfusun 1800’den 1880’e kadar her on yılda bir, iki katına çıktığı New York’ta, bir zamanlar tek ailelik konutları olan binalar, artan bu nüfusu karşılamak için daha fazla aileye yaşam alanı oldu.

Vatan yahut Silistre

Vatan yahut Silistre’nin konusu Kırım Savaşı esnasında gönüllü olarak cepheye giden İslam Bey ile sevdiğinin arkasından erkek kılığına girerek cepheye giden Zekiye Hanım’ın aşkıdır. İki gencin aşkını anlatmasının yanında cepheye gönüllü olarak giden İslam Bey’in yüreğindeki vatan ve millet sevgisi de Vatan yahut Silistre’yi etkileyici bir eser haline getiren diğer bir önemli husustur. Nâmık Kemal’in bu iki mühim duyguyu, bizlere, sanki cephedeymişçesine hissettirmesi eseri daha da çekici kılmaktadır.

Bilimin Metodunu Nötrleştirme: Nötr Paradigma

Bilimciliği işlediğimiz bir önceki yazımızda metodolojik natüralist paradigmayı terk etmemizin sadece teorik gerekçeleri olmadığını, aynı zamanda başta bilim insanları olmak üzere toplumu getirdiği noktanın, insan düşüncesini tek tipleştiren ve körelten bir vaziyet olduğunu ortaya koymaya çalışmıştık. Seriyi noktaladığımız bu yazımızda ise, öncelikle “paradigma” kavramıyla ne kastettiğimizi açıklıyoruz, sonrasında metodolojik natüralist paradigmanın yerini almasını umduğumuz “nötr paradigmayı” ana hatlarıyla tarif ediyoruz, devamında sözünü ettiğimiz paradigma değişikliğinde aklımıza takılabilecek soruları cevaplandırıyoruz, nihayetinde ise yazı serimizi özetleyerek konuyu noktalamış oluyoruz.

Bilimcilik: Bilime Olan Sevgi ve Güvenin Suistimali

Bilimsel bilginin, özellikle son iki yüzyılda olguların tasvirinde gittikçe dakikleşmesi ve bu tasvirlere dayanarak inşa ettiğimiz teknolojilerin gündelik hayatımıza birçok değer katması, haklı olarak bizlerde bilime karşı sevgi ve güven duygularının oluşmasını sağlamaktadır. Bununla birlikte bilimin kurumsal metodunun (yani bilim camiasının ona olan yaklaşımının-yorumunun) diğer adıyla metodolojik natüralizmin bilimciliği – bilimi, idealde olması gereken noktasından saptırıp gerçeklik araştırmasında tek otoriteymiş gibi sunan ideolojiyi – besleyen bir yönü de bulunmaktadır. Önümüzdeki yazının amacı, bu yönü ortaya çıkarmak ve bilimciliğin yalnızca bazı natüralist bilim insanlarının bilimi ideolojilerine alet etmelerinin ürünü olarak değil aslında genel kabul görmüş bilimsel yorumlama biçiminin doğal bir uzantısı olduğunun anlaşılabilmesine katkı sağlamaktır.