Osmanlı Tarihi, TARİH

İstanbul Aşığı Rus Bir Elçi: Nelidov

Küçük yaşlarımızdan itibaren çok duyduğumuz bir cümle vardır: “Rusların sıcak denizlere inme hayali” Bu yargının pek de haksız olmadığı söylenebilir. Peki ya Ruslar bu sıcak denizlere hangi yol üzerinden ulaşacaktı? Ruslar için sıcak denizlere inme rüyası hiç şüphesiz İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını kontrol etme zaruriyeti taşıyordu. Bu yazımızda ise Rus İmparatorluğu’nun İstanbul’u işgal planına ve bu plan için her şeyini vermeye hazır Rus Elçisi Aleksandr İvanoviç Nelidov’a değinmeye çalışacağız.

TARTIŞMA OTURUMLARIMIZ

Tarihte Afganistan

Afganistan Coğrafyası tarih öncesi dönemlerden beri büyük fatihlerin ve onların kutlu ordularının uğrak noktalarından biri olmuştur. Asya’nın kalbi olarak nitelendirilen bu coğrafya Orta Asya, Orta Doğu ve Uzak Doğu coğrafyalarının da kesişim noktasındadır. Bu nedenledir ki birçok hükümdar burayı kontrol etmek istemiş ve Afganistan Coğrafyası bundan ötürü çeşitli mücadelelere konu olmuştur. Ayrıca çeşitli etnik ve dini grubun bölgedeki varlığı da bu mücadelelerin sonucundaki yerleşimlerin ve göç hareketlerinin bir sonucu olarak değerlendirilebilir.

Tarihi Makale

Sonun Başlangıcı: Stalingrad

Stalingrad Savaşı (17 Temmuz 1942 - 2 Şubat 1943), 2. Dünya Savaşı sırasında Stalingrad şehrinin (şimdiki adı Volgograd) Alman saldırılarına karşı Kızıl Ordu tarafından başarılı savunmasını içeren bir muharebe dönemidir. Ruslar bunu Büyük Vatanseverlik Savaşı'nın en büyük savaşlarından biri olarak görmekle birlikte çoğu tarihçi de Stalingrad Savaşı’nın tüm çatışmanın en büyük savaşı olduğunda hem fikirdir. Stalingrad’da alınan yenilgi Almanların Sovyetler’in içerilerine yıldırım hızında olan ilerleyişini durdumakla kalmamış aynı zamanda genel muharebenin gidişatını da Müttefikler lehine çevirmiş ve Sovyetler açısından Berlin’e uzanan serüvenin de başlangıcı niteliğinde olmuştur.

Felsefe Tarihi

Sosyalizm Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Sosyalizm genel itibarı ile ekonomik olarak üretim araçlarının hakimiyetinin toplumlara ait olduğunu savunan ve herhangi egemen bir sınıfın veya zümrenin bu araçlar üzerindeki kesin hakimiyetini, belirleyiciliğini reddeden sosyal ve ekonomik bir doktrindir. Sermayenin yani mevcut ekonomik getirinin ve dağıtımın kamunun, devletin kontrolünde olması gerektiğini dile getirir. Sosyalist bakışa göre bireyler birbirinden izole bir şekilde yaşamaktan ziyade birbirleriyle iş birliği ve paylaşım içinde olmalıdırlar. Bundan ötürü üretilen herhangi bir ürün, mal sosyal bir nitelik taşır. Ürünün üretilmesinde katkı yapan her birey bu ürünün paydaşlarından biridir.