Metodolojik natüralizmle ilgili yazı serimizin ikinci kısmında söz konusu felsefi ekolün günümüzde hangi gerekçelerle ve nasıl savunulduğunu incelemeye çalışacağız. Sözü geçen felsefi akımın bilimin açıklama metodu olarak kalması gerektiğini savunanlar; metodolojik natüralizmin bilimin kendi özünden, içinden gelen bir niteliği olduğu, bilimin tanımı gereği doğa üstü önerilerle ilgilenemeyeceğini savunanlar (“intrinsic” ya da tanımsal metodolojik natüralistler) ve
Yazılar
Kaosun Yükselttiği Lider: Napoléon Bonaparte-Topçu Subaylığından İmparatorluğa
Bu yazımızda aslen bir İtalyan olan Napoléon Bonaparte’ın kaos döneminde başarı merdivenlerini hızla nasıl tırmanarak topçu subaylığından Fransa’nın en büyük adamı haline geldiğini göreceğiz.
Metodolojik Natüralizm: Modern Bilimin Ruhu
Hepimiz daha lisenin başlangıcında “Doğaüstü olayların bilimin çalışma alanına girmediği” bilimsel bilginin ‘’gözlem ve deneylere” dayandığından dolayı “mantıklı, doğru ve çelişkisiz olduğu” doğaüstü güçlerin hastalıklara yol açtığı düşüncesinin ne doğrulanabilir ne de yanlışlanabilir’’ olduğundan[1] bilimsel bilgi olmadığı benzeri argümanları ya ders kitaplarımızdan okumuş ya da popüler bilim anlatılarından takip etmişizdir.
İmparatorlukların Son Döneminde Türk-Alman İlişkileri-Almanların, Osmanlı Ordusundaki Konumu
Bu yazı serimizde, dünya tarihinin en kritik döneminde kader birliği etmiş iki devletin subay yardımı ile başlayıp Büyük Savaş’ta yenilerek imparatorluklarının tarihe karışmalarıyla son bulan ilişkilerini ve ittifaklarını incelemeye çalışacağız: Osmanlı Devleti-Alman İmparatorluğu İttifakı.
Kaosun Yükselttiği Lider: Napoléon Bonaparte-Vergi İsyanından Avrupa Savaşına
Bu yazımızda, milliyetçilik akımlarını açığa çıkardığı ve tetiklediği söylenen Fransız İhtilali’nin hemen arkasından, bir İtalyan’ın topçu subayının nasıl Fransız İmparatorluğu’na yükselebileceğini göreceğiz. Bu kişi parlak zekâsı ve kısa boyuyla tanınan Napoléon Bonaparte’ın ta kendisiydi.
İmparatorlukların Son Döneminde Türk-Alman İlişkileri: Büyük Savaş Sürecindeki İlişkiler
Bu yazı serimizde, dünya tarihinin en kritik döneminde kader birliği etmiş iki devletin subay yardımı ile başlayıp Büyük Savaş’ta yenilerek imparatorluklarının tarihe karışmalarıyla son bulan ilişkilerini ve ittifaklarını incelemeye çalışacağız: Osmanlı Devleti-Alman İmparatorluğu İttifakı.
Kürk Mantolu Madonna
Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali tarafından 1943 yılında yazılmıştır. Kitap, Raif Efendi ile Maria Puder’in hüzünlü aşkını konu edinmiştir. Anlatıcı, arkadaşının şirketinde işe başlar. Çalıştığı odada Almanca çevirmeni Raif Efendi ile tanışır. Raif Efendi sessiz biridir. Anlatıcı Raif Efendi’yi tanımaya çalışır fakat Raif Efendi içine kapanık olduğu için zorlanır. Şirkette çoğu kişiyle ahbaplık kurmasına rağmen aynı odada çalıştığı Raif Efendi ile hala yabancı gibidirler.
Eş’arilik’in Tarihi Gelişimi ve Tabiat Felsefesi
Günümüzün problemlerine çözüm üretmek ve geleceğin fikir sancılarına şimdiden çare bulabilmek ancak mazideki düşünce ve bilgi birikiminin farkında olmakla mümkündür. Cemil Meriç’ in ifadeleriyle sorunlara “rasyonel cevaplar” getiremememiz “bizden önceki düşüncelerden habersiz” olmamızdan ve ülkemizdeki aydınlarımızın (intelijansiyamızın) “Amerika’yı her gün yeniden keşfetmeğe çalışmasından”dır.(1)
Ermeni Tehciri ve Sözde Soykırım İddiaları
Özellikle 18 yy. ortalarından itibaren Osmanlı Devleti’nin zayıflamasına bağlı olarak Rus ve İran Devletleri, Kafkasya Bölgesi’ne daha çok ilgi duymaya başladı. Rusların özellikle yükselen bir güç olması ve sıcak denizlere inme ve yayılmacı politikaları Osmanlı İmparatorluğu’na oldukça pahalıya mal oldu. 19.yy. ile birlikte başlayan ve Batı tarafınca dolaylı olarak desteklenen milliyetçi-paramiliter çetecilik faaliyetleri devleti dört bir yanda zaafa uğrattı. Özellikle Rusların Panslavist ve Panortodoks ideolojik temellendirmeleri Osmanlı hakimiyeti altında olan Slav ve Ortodoks halklarının ayaklanmasında önemli rol oynadı. Azınlıklar meselesi haline gelen bu süreç imparatorluğun dağılmasına ideolojik bir neden oluşturdu.
İç Savaşlardan Pax Romana’ya-Askerler Roma’da
Tarihte kurulmuş en büyük devletlerden biri olan ve bazı konularda hala etkisini sürdüren Roma Devleti[1] üzerine yazılacak bu serimiz başlıktan da anlaşılacağı üzere Roma Cumhuriyeti’nin son dönemindeki İç Savaşlar ile Pax Romana[2] arasındaki süreci ele alacaktır. Bu sürecin anlatımına geçmeden önce süreci özetleyecek olursak Sulla-Marius-Cinna arasındaki İç Savaşlar serisi (88-80)[3]ile başlayacak olan yazımız ardından Caesar-Pompeius arasında gerçekleşecek olan diğer bir İç Savaş (49-48) ile devam edecek ve ardından Gaius Octavius Augustus döneminde başlayacak olan Pax Romana ile sonlanacaktır.
