Fransa Tarihi, TARİH

Kaosun Yükselttiği Lider: Napoléon Bonaparte-Vergi İsyanından Avrupa Savaşına

Yazı serisinin bir önceki yazısına ulaşmak için tıklayınız.

Yazı serisinin bir sonraki yazısına ulaşmak için tıklayınız.

Bu yazıyı 6 dakikada okuyabilirsiniz.


Avrupa Tarihi’nin ve hatta Dünya Tarihi’nin en müthiş olaylarından biri cereyan etmişti. Vergi meselesi yüzünden ayaklanan fakir ve aç halk, meydana getirdikleri kıvılcımın bütün Kıta Avrupası’nı ve dahi Kıta Avrupası’nın dışındaki memleketleri de yakacağının farkında değildi. Bu başkaldırının neden olduğu alevler günümüze kadar söndürülmek bir yana köklü değişimlerin de nedeni olacaktı. Bu isyanda atılan adımların daha sonraları gelecek nesiller tarafından daha seri ve daha büyük atılacağını tarih bizlere gösterecekti. Fakat öncesinde, bu isyanın içinden, Dünya Tarihi’ne şahsi olarak adını yazdıracak enteresan bir asker vardı. Bu yazımızda, milliyetçilik akımlarını açığa çıkardığı ve tetiklediği söylenen Fransız İhtilali’nin hemen arkasından, bir İtalyan’ın, topçu subayının nasıl Fransız İmparatorluğu’na yükselebileceğini göreceğiz. Bu kişi parlak zekâsı ve kısa boyuyla tanınan Napoléon Bonaparte’ın ta kendisiydi.

Fête de la Fédération (Federasyon Festivali)
Fransız İhtilali’nin Onuruna 1790’da Düzenlenen Büyük Festival
Isidore Stanislas Helman

Vergi İsyanından Avrupa Savaşına

XVI. Louis’nin ülkeden başarısız kaçma teşebbüsü bir yandan cumhuriyet yanlılarının elini güçlendirirken bir yandan da kralın ayaklanan halkı karşısında çaresiz kalması Avrupa’daki monarşilerini derinden etkiliyordu. Burada araya girip Avrupa’daki monarşilerinin aynı dönemdeki durumlarını kısaca belirtecek olursak, Lehistan’daki bağımsızlık hareketleri Rusya-Avusturya-Prusya arasındaki mühim problemlerdendi. Bu olayda Rusya kendi elini rahatlatmak için Avusturya-Prusya birlikteliğini İhtilal Fransası üzerine kışkırtıyordu. Aynı zamanda Avusturya Osmanlı Devleti ile savaş halindeydi. Yani sonuç itibariyle Batı’dan yükselmekte olan büyük tehlike, birbirine giren dönemin güçlü devletlerinde İhtilal Fransası’na karşı birlik olma ihtiyacı doğuracaktı. İhtilal Fransası’na karşı ilk adım 27 Ağustos 1791 tarihinde Avusturya İmparatoru, Prusya Kralı ve XVI. Louis’nin kardeşi Comte d’Artois’in, monarşinin ilanını ve Göçmenler Ordusu’nun kurulmasını kararlaştırdıkları Pillnitz Bildirisi ile atılmıştı. Bu bildiriye istinaden toplanan İhtilal Fransası Meclisi’nde yaklaşık altı ay boyunca çok zor bir kararın tartışması yapılıyordu: Savaş veyahut barış. Bu kararın zorluğunu anlamak pek zor olmasa gerek çünkü ekonomi batmış ve ordu da güven vermiyordu. Bu dezavantajlara ek olarak Avusturya’nın başına babasının aksine İhtilal Fransası karşıtı bir imparator geçmesi de İhtilal Fransası’nın elini iyice zorlaştırmıştı. Nihayet savaş açılmıştı fakat belirttiğimiz gibi İhtilal Fransası savaşa çok kötü şartlarda giriyordu. Ordunun subay kadroları asillerden oluştuğu için Fransız İhtilali ile birlikte ya ölmüşler ya da ülkeyi terk etmişlerdi. Fransız İhtilali’nin çıkma nedeni de zaten ekonomik sıkıntılardan ötürüydü. Haliyle askeri besleyecek para da yoktu. İşte İhtilal Fransası bu şartlarda dönemin iki büyük gücüyle savaşa girmişti ve tahmin edileceği üzere üç ordusunun ikisi hezimete uğramıştı ve bir tanesi de zar zor geri çekilebilmeyi başarmıştı. Hatta bu olay üzerine de Avusturyalılar “Bizim kılıca değil, kırbaca ihtiyacımız varmış meğer.” sözleriyle Fransızların gurur kırıcı mağlubiyetlerini de dile getirmiş oluyorlardı. Bu zaferlerle kendilerine Paris’in yolu açılan müttefik ordularının komutanlığına ise Prusyalı Mareşal Duc de Brunswick getirilmişti fakat Brunswick’in amacı savaştan ziyade baskı yolu ile İhtilalcileri yıldırmaktı. Çünkü bir yanda Avusturya, Osmanlı Devleti ile savaşta yorulmuşken diğer yanda da Rusya, Avusturya-Prusya, İhtilal Fransası ile uğraşırken Lehistan’ı kendi isteğine göre yönetmek için uğraşıyordu. Baskı yolu ile yıpratma bu sebeplerle seçilmişti fakat plan tersine döndü. XVI. Louis adına İhtilal Fransası’nı işgal ettiğini, krala ve kraliçeye bir zarar gelirse sonuçlarının Fransızlar açısından çok ağır olacağını, müttefik orduların bütün şehirleri koruyacağını belirten bir bildiri yayınladı. Bu bildiri Fransızlar için kabul edilemeyecek kadar onur incitici bir bildiriydi. Bu bildiriyi kendilerine yakıştıramayan Fransızların milliyetçilik ve vatanperverlik duyguları tetiklenmişti bir kere. Bildirinin diğer bir etkisi ise cumhuriyetçilerde meydana getirdiği, o amana kadar Tuileries Sarayı’nda hapis hayatı yaşatılan kral ve kraliçenin öldürülmesi gerektiği duygusuydu. Ve böylece kral ile kraliçe saraydan alınıp yargılanmak ve ardından öldürülmek üzere Temple Kulesi’ne hapsedildi. Bu esnada aşırı cumhuriyetçilerden Danton’un iktidarı başlıyordu. Bu koşullarda yapması gereken en büyük iş şüphesiz Müttefik Orduları’nın ilerleyişini durdurmaktı. Bu sebeple genç, ihtiyar bütün Fransızların destek vereceği bir askeri daveti organize etti ve bu organizasyonun sonucunda 20 Eylül 1792’de İhtilal Fransası açısından bir dönüm noktası teşkil eden Valmy Savunması ile Müttefik Orduları’nın ilerleyişi durduruldu. Bu savunmanın ertesi günü yani 21 Eylül 1792’de yapılan meclis toplantısında ise artık krallık ilga ediliyor, cumhuriyet ilan ediliyordu. Böylece 1789’dan beri süregelen meşruti monarşi yerini 1804’e kadar sürecek I. Cumhuriyet’e bırakıyordu. Cumhuriyeti savunacak meclis ise 749 kişiden oluşan Konvansiyon adlı meclisti. Konvansiyon, ilk icraatıyla 15 Aralık 1792’de Fransız İhtilali’nin ilkelerini bütün Avrupa halklarına bildiriyor ve Fransız Ordusu’na bu ilkeleri yayma ve uygulama görevi veriyordu. İkinci ve büyük icraatı ise XVI. Louis’yi 3 Aralık 1792-21 Ocak 1793 tarihleri arasında yargılaması ve XVI. Louis’yi “milletin hürriyetine kastetmek ve devletin güvenliğine karşı suikastta bulunmak” suçlarıyla giyotine göndermesidir. Sevgili eşi Marie Antoinette ise kendisiyle aynı suçlamaları ve kaderi paylaşmak için 16 Ekim 1793 tarihine kadar Paris Hapishanesi’nde mahkûm edilecekti. Giyotin yalnızca kral ve kraliçenin boyunlarını bedenlerinden ayırmamıştı aynı zamanda İhtilal Fransası ile monarşilerin arasını da aynı ciddiyetle ayırmıştı. Bu olay, henüz kaostan uzakta, yukarılardan bir gardiyan edasıyla Avrupa’yı takip eden Büyük Britanya’yı da sahneye çeken olay olacaktı…

XVI. Louis’nin İdamı
Georg Heinrich Sieveking, 1793

Büyük Britanya her ne kadar başlarda Fransız İhtilali’ne ılımlı da olsa, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda, Fransa’nın aldığı tavrı ve yaptıklarını unutmamış, bundan dolayı da içinde bir intikam isteği hasıl olmuştu. Bunun yanında kendi ülkesi içinde meydana gelen mali ve ekonomik sıkıntılar da Büyük Britanya’nın olaya dahil olmasını engelliyordu. Ancak Büyük Britanya, 1792 yılındaki devrim niteliğindeki değişimlere ve İhtilal Fransası’nın Valmy Savunmasından sonra artık savunmacı rolden yayılmacı role bürünene ve hatta Belçika’yı işgal etmesine kadar seyirci kalabildi. Belçika’da güçlü bir ülke demek Büyük Britanya’nın Avrupa’ya baktığı göz olan Manş Denizi’nin kapanması demek. Bütün bu olaylara bir de kralın idamı eklenmesinin sonucunda Büyük Britanya ile İhtilal Fransası arasındaki ipler kopacak duruma gelmişti. Konvansiyon’un 1 Şubat 1793’te Büyük Britanya ve Hollanda’ya savaş ilan etmesiyle devam eden iki ay boyunca İspanya, Hollanda, Napoli, Toskana, Venedik ve Papa da İhtilal Fransası karşısında yerini almıştı. Ve böylece İhtilal Fransası’na karşı Napoléon Bonaparte’ın kesin mağlubiyetine kadar kurulacak olan koalisyonların birincisi kurulmuş oluyordu.

Valmy Savunması
Horace Vernet, 1816

Birinci Koalisyon’un kurulması İhtilal Fransası açısından iyi giden süreci sonlandırdı ve yeniden toprak kayıplarına başlanmasına neden oldu. Fethedilen toprakların kaybı ve ülkenin işgaline bir de zorunlu askerliğe karşı ayaklanmalar eklenince İhtilal Fransası’nın eli tekrardan zayıfladı ve tekrar bir kaos dönemi başladı. Bu kaos döneminde, ileride “Terör Dönemi” olarak da anılmasına neden olacak bir dizi uygulama yürürlüğe konuldu. Konvansiyon anayasayı yürürlükten kaldırdı, Comité du Salut Public (Selamet-i Umumiye Komitesi) ve İhtilal Mahkemeleri kuruldu, Loi des Suspects (Şüpheliler Kanunu) çıkarıldı. Böylece en ufak şüphe edilen kişiler bile ağır cezalara ve hatta giyotine kadar götürüldü. Hak ve hürriyetlerden artık söz edilemiyordu. Fakat bu Terör Dönemi aynı şekilde iki uygulayıcısını da giyotine götürdü: Georges Danton ve Maximilien Robespierre. Böylece 1794 yılının Temmuz ayı itibariyle Fransız İhtilali’nin iki önemli ismi kendi yarattıkları canavar tarafından öldürülüyorlardı.

Terör Dönemi’ne Ait Tarihi Bir Karikatür
Maximilien Robespierre’in ve Destekçilerinin İdamı, 28 Temmuz 1794

Bu kaos döneminden sonra, alınan sert tedbirler, Büyük Britanya-İhtilal Fransası arasındaki savaşın aktif bir savaştan ziyade sömürgeler aracılığıyla yapılan bir savaş olması, Prusya’nın ilgisinin tekrar bölünen Lehistan’a kayması ve Avusturya ordularına yeterli desteği yapamaması gibi nedenler savaş tekrardan İhtilal Fransası lehine dönmesinde etkili oldu. Müttefiklerin, birlikten ziyade kendi çıkar ve amaçları doğrultusunda hareket etmeleri ise onları iyice birbirinden ayırdı ve İhtilal Fransası açısından olumlu sonuçlar doğurdu. Bu olumlu sonuçlar neticesinde İhtilal Fransası, 1795 yılının Şubat ve Temmuz ayları arasında İspanya, Hollanda, Prusya ve Toskana ile barış antlaşmaları imzalamıştır. Prusya ile yaptığı antlaşma, güçlü bir Avrupa ülkesinin İhtilal Fransası’nı tanıması ve antlaşmanın giriş kısmında İhtilal Fransası’nın Le République Française (Fransız Cumhuriyeti) şeklinde geçmesi açısından önemlidir. Hollanda ve İspanya ile yaptığı anlaşmalar ise donanmasını güçlendirmiştir. 1792 yılından beri görevini sürdüren Konvansiyon hem içeride hem de dışarıda ciddi zaferler elde ederek görevini sonlandırıyordu. Ağustos 1795’te III. Yıl Anayasası ile Konvansiyon yerine yürütme görevini üstelenecek “Directoire” (Direktuvar) adı verilen beş kişilik bir yönetici ekip kuruluyordu. Yasama görevi ise İhtiyarlar Meclisi ve Beşyüzler Meclisi denen iki meclis arasında paylaştırılıyordu. Bu tarihten itibaren artık sahneye parlak zekâsı ve kısa boyuyla Avrupa’yı birbirine katan Napoléon Bonaparte çıkacaktı…

Arcole Köprüsü’ndeki Bonaparte 17 Kasım 1796
Antoine-Jean Gros, 1801

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s