ÇEVİRİ, Bilimsel Makale

Anti-Antibiyotik

Bu yazıyı 4 dakikada okuyabilirsiniz.


Direnci artırmadan antibiyotik kullanımına izin veriyor

Penn State ve Michigan Üniversitesi’ndeki bilim adamları tarafından yapılan yeni araştırmaya göre, antibiyotikle birlikte alınan ucuz, FDA onaylı bir ilaç -kolestiramin- antibiyotiğin antimikrobiyal direnci artırmasını engelliyor. Ekibin bulguları bugün (1 Aralık) eLife dergisinde yayınlandı.

Penn State Huck Yaşam Bilimleri Enstitüsü ve Evan Pugh Biyoloji ve Entomoloji Profesörü Andrew Read, “Antimikrobiyal direnç, insanların yaygın bakteriyel enfeksiyonlardan ölmelerine yol açan ciddi bir sorundur.” dedi. “En önemli antibiyotiklerimizin çoğu başarısız oluyor ve seçeneklerimiz tükenmeye başlıyor. Antimikrobiyal dirençle mücadelede yardımcı olabilecek bir terapi oluşturduk: Direncin gelişimine ve ileriye dönük aktarımına yönlendirmeden antibiyotik tedavisine izin veren bir “anti-antibiyotik”

Penn State Huck Yaşam Bilimleri Enstitüsü’nde doktora sonrası araştırmacı olan Valerie Morley’e göre, sağlık hizmetlerinde antibiyotiğe dirençli enfeksiyonların önemli bir nedeni vankomisine dirençli (VR) Enterococcus faecium’dur.

Valerie Morley, “E. faecium, insan gastrointestinal sistemini (GİS) kolonize eden ve fekal-oral yolla yayılan fırsatçı bir patojendir.” dedi. “Bakteri bağırsaklarda asemptomatiktir ancak kan dolaşımı veya omurilik gibi bölgelere geçtiğinde sepsis ve endokardit gibi ciddi enfeksiyonlara neden olabilir.”

Morley, daptomisinin, VR E. faecium enfeksiyonunu tedavi etmek için kalan birkaç antibiyotikten biri olduğunu ancak VR E. Faecium’un da hızla daptomisine dirençli hale geldiğini de belirtti. Daptomisin, VR E. faecium’un neden olduğu enfeksiyonları tedavi etmek için intravenöz olarak uygulanır. Antibiyotik çoğunlukla böbrekler tarafından elimine edilir ancak dozun %5-10’u bağırsaklara girer ve burada direncin gelişimini sağlayabilir.

Ekip, sistemik daptomisin tedavisinin, gerçekten de daptomisine-dirençli VR E. faecium’da bir artışa yol açıp açmadığını araştırmak için, fareleri, daptomisine-duyarlı VR E. faecium’un farklı suşları ile oral yoldan aşıladı. Aşılamadan bir gün sonra, araştırmacılar farelere beş gün boyunca günlük subkutan daptomisin, oral daptomisin veya sahte kontrol enjeksiyonu verdiler. Ekip, direncin ortaya çıkışını gözlemleme olasılığını en üst düzeye çıkarmak için klinik insan dozlarına benzer olanlar da dahil olmak üzere bir dizi doz ve uygulama yolu kullandı. Daha sonra, VR E. faecium’un çevreye yayılma derecesini ölçmek ve dışkıda bulunan E. faecium bakterisinin, daptomisine duyarlılığını belirlemek için farelerden dışkı örnekleri topladılar.

Araştırmacılar, yalnızca en yüksek daptomisin dozlarının fekal VR E. faecium’u sürekli olarak tespit seviyesinin altına düşürdüğünü, daha düşük dozların ise VR E. faecium dışarıya atılmasına neden olduğunu buldu. Ekip, saçılan bakterilerden bir suşun daha önce daptomisin direnci ile ilişkili olarak tanımlanan bir gende bir mutasyon meydana geldiğini, diğerinin ise daha önce daptomisin direnci ile ilişkilendirilmemiş birkaç mutasyon geçirdiğini buldu.

Morley, “Deneylerimiz, GİS’i kolonize eden E. faecium’da daptomisin direncinin ortaya çıkabileceğini ve bu direncin çeşitli genetik mutasyonlarla olabileceğini gösteriyor.” dedi.

Ekip ayrıca, daptomisini subkutan olarak uyguladığında bile daptomisine-dirençli bakterilerin yayıldığını gözlemledi.

Son olarak ekip, oral yoldan uygulanan adjuvan kolestiramin -FDA onaylı bir safra asidi sekestranının- GI kanalındaki daptomisin aktivitesini azaltıp azaltamayacağını ve bağırsakta daptomisine dirençli E. faecium’un ortaya çıkmasını önleyip önleyemeyeceğini de araştırdı. Kolestiraminin, daptomisin ile tedavi edilen farelerde daptomisine-dirençli VR E. faecium’un dışkıyla atılmasını 80 kata kadar azalttığını bulmuşlardır.

Read, “Kolestiraminin, antibiyotik daptomisine bağlandığını ve sistemik olarak uygulanan daptomisinin bağırsağa ulaşmasını önlemek için bir “anti-antibiyotik” olarak işlev görebildiğini gösterdik.” dedi.

Michigan Üniversitesi Klinik Eczacılık Bölümü Başkanı ve Profesörü Amit Pai, antimikrobiyal direnci azaltmak için kombinasyon tedavisinin kullanımının, alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları için aşıların geliştirilmesinin ve basitçe gereksiz antibiyotik kullanımını azaltmanın ötesinde yeni stratejilerin geliştirilmediğini belirtti.

Pai, “Bunlar, popülasyon düzeyinde antimikrobiyal direnci azaltmaya yönelik belirsiz araçlardır ancak bireylerde kullanılabilecek bir müdahaleye hemen çevrilemez” dedi. “Kolonda bulunan bakteriler üzerindeki seçici antibiyotik baskısını azaltmak, daha fazla ilgiyi hak eden potansiyel kişisel bazda bir stratejidir.”

Makaledeki diğer Penn State yazarları arasında Kıdemli Araştırma Asistanı Derek Sim, Lisans Öğrencisi Samantha Olson, Lisans Öğrencisi Lindsey Jackson, Yardımcı Araştırma Profesörü Elsa Hansen, Yüksek Lisans Öğrencisi Grace Usher ve Kimya Profesörü Scott Showalter, Michigan Üniversitesi’nden yazarlar arasında Doktora Sonrası Araştırma Görevlisi Clare Kinnear ve İç Hastalıkları Yardımcı Doçenti Robert Woods bulunmaktadır.

Bu araştırmayı Penn State Eberly College of Science ve Eberly Family Trust destekledi.


Bu yazı İngilizce bir makaleden çevrilmiş olup yazının orijinal metnine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s