Animasyon, Sinema, İNCELEMELER

Soul-2020

Bu yazıyı 5 dakikada okuyabilirsiniz.


Pixar Animasyon tarafından üretilen, Walt Disney tarafından yayınlanan, Pete Docter’ın ve Kemp Powers’ın ortak yönetmenliğini üstlendiği, 2020 yapımı, Amerikan, animasyon, fantastik, komedi ve drama filmi Soul; 78. Altın Küre Ödüllerinde “En İyi Animasyon Filmi” ve “En İyi Orijinal Müzik Ödülü’nü kazandı.

Filmin Özeti

Her zaman bir caz müzisyeni olmak isteyen müzik öğretmeni Joe, hayalini kurduğu teklifi almış, en iyi caz kulübünde çalma şansını yakalamıştı ki attığı yanlış bir adım sonucu New York sokaklarından ruhlar diyarına geçer. Bu fantastik âlemde zevk duyduğu alanı bir türlü bulamamış küçük ruh 22 ile tanışır ve Dünya’ya dönüp caz konseri vermeye hazırlanırken geçirdikleri vakitte hayatın önemli sorularının yanıtlarını keşfederler, 22 de kıvılcımına kavuşur.

Kişisel Görüşlerim

İzlemeye başladıktan bir süre sonra kendimi, hayatımı sorgularken bulduğum, bize New York’un canlı manzarasını ve başrolün tutkusu sayesinde nostaljik caz dinletisi sunan, 2020’nin popüler animasyon filmi: Soul. Pixar, yine -evrensel mesajı- büyülü bir dünyada bize sunuyor. Öyle mesajlar ki her yaştan insan filmden farklı bir şey çıkarabilir ve öyle evrensel ki hiçbir kültürden insan kendini dışlanmış hissetmez, başrolünün bir Afrikan-Amerikan karaktere verilmesi de bunu desteklemiş. Tutkusundan vazgeçemeyen, faturalarını da ödeyemeyen Joe, hayatın başarısını geçim sağlayabilecek işte çalışmak olarak gören ve kadrolu öğretmen olmasında ısrarcı annesini ikna ederek caz konserini vermeyi başarır. Bu kısmı, izleyiciyi cesaretlendirici olsa da pratikte uygulanamayacak bir direniş olarak görüyorum. İzlerken ben de annesi gibi “Piyano karın doyurmuyor!” demek istedim. Hevesler, yaşama sevincimizi artırsa da o yaştaki bir adamın hala kendi geçimini sağlayamayıp arayışta olması, izleyiciyi, gerçeklere tozpembe gözlükten bakmaya itiyor. Elbette bu bir film ve gençlerin önüne engel koyanın daha çok olduğu bu dünyada, en azından filmlerin cesaretlendirici nitelikte olması da güzel. Caz konseri çıkışı Joe, mutluluktan uçmaktayken bir bakar ki konser bitmiş, herkes dağılmış, kendisiyle başbaşa kalmış ve her çalışan gibi o da günün yorgunluğuyla metroya binmişti. Hedefine sonunda ulaşmış ama içindeki kıpırtı da azalmıştı. Evet, başarmıştı ama başarmak ona, bu yolda çabalamak kadar haz vermemişti. Filmde geçen, uzun yollardan gelen genç balık, ihtiyara okyanusun yerini sorduğunda “Evlat, sen zaten okyanustasın.” demesi gibi Joe da kendisini heyecanlandıran şeyin, yolun sonunda değil yolda yaşadıklarında olduğunu anlamıştı. Burası, yetişkinlerde iç sorgulama yaşatması bakımından filmin en beğendiğim kırılma noktalarından biri. Ulaştığımızda bize hissettireceklerine kafa yormadan bir şeyin müptelası olmanın bazen hayal kırıklığıyla sonuçlanabileceğini ve hedefe koşarken manzaranın keyfini çıkaramadığımız gibi elimize bir daha geçmeyecek birçok fırsatı da kaçıracağımızı gösteriyor. Doğmamış ruhların bulunduğu “Önceki Dünya”nın koruyucuları, karakterlerden farklı olarak, iki boyutlu gösterilmiş. Önceki Dünya koruyucuları, Picasso’nun sürrealist tablolarını andıran çizimlerle eğlenceli; zarif ve neon çizgilerle merhametli; sevecen yaklaşımlarıyla ebeveyn ya da Tanrı özellikleri kazanmış. Bu sahneler zevkle kendisini izletiyor.

Önceki Dünya

Kıvılcımlarını bulmaları için ruhların hocalarıyla tanıştırıldığı sahnede birçok ruhun numarasının yüz milyarlarda olması karakterimiz 22’nin uzun zamandır burada olduğunu ve hiçbir akıl hocasının onu kıvılcımına kavuşturup Dünya’ya gönderemediğini gösteriyor. Ama gerçekten hiç kimse; Abraham Lincoln, Mahatma Gandhi, Mother Terasa, Nicolaus Copernicus, Marie Antoinette ve daha kimler kimler… Bu isimlerin 22’ye akıl hocalığı yaptığı kısa sahneler benim favori sahnelerimdi.

Akıl Hocalarının Yaka Kartları

22, akıl hocası Joe ile eşleştirilince Joe’nun kedinin içinde akşamki caz konserine hazırlanmak için telaşla çırpınmasının ve yanlışlıkla Joe’nun bedenine düşüp Dünya’yailk kez gelen 22’nin yürümeyi denemesi, pizzayı ilk tadışı, ailesiyle gezen çocuğa imrenmesi, terziden hatıra bir makara alması, havalandırmada yatması, berberde insanlarla kaynaşması gibi küçük detaylarla ne kadar mutlu olabildiğinin gösterildiği sahneler çok anlamlıydı. Eğer etrafa hayatı görmek için bakarsak mutluluk veren çok şey bulabileceğimizi, önemsiz gördüğümüz şeylerin hayatın kendisi olduğunu gösteriyordu. Can Yücel çok güzel söylemiş: Fazla kurcalamayın hayatı; vicdanınız temizse, yüreğiniz de güzelse, yaşayın gitsin işte.

Ölmüş ruhların sayıldığı sahnenin, Önceki Dünya’nın ve yaşanan Dünya’nın birbirlerine bir düşüş mesafesinde gösterilmesi de insanı izlerken düşündürüyor; uğraş edindiğimiz şeylerin niye bu kadar uzun vadeli olduğunu, mutluluk ve tatmin için niye çok çabalamayı ve koşmayı kendimize görev biçtiğimizi. Üstat Necip Fazıl’ın da dediği gibi “Ölüm, bir saniye yakınken; hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamanın âlemi ne!”

Bedeni çalışırken ruhu, garip ruhların arasında “Korsan Ruh” olan Moonwind; işini severek yapmayan veya yaşama tutunacak bir şeyi olmayan veya kabul etmediği bir düşünceyi bir davranışı dışlanmamak ya da yargılanmamak için savunmak, sergilemek zorunda kalan kişileri anımsattı bana, işi gereği güzel figürler sergilemesini de yapmacık davranmak zorunda olanları; hiç tanımadıkları kişilere iş gereği kibarca “Nasılsınız?” diyen müşteri hizmetlerini, satış elemanını, dışlanacak diye siyasi fikrini söylemekten çekinen halkı, yazdığı köşe yazısından dolayı hapse giren gazeteciyi görüp fikir beyan etmekten çekinen insanları, mülakatlarda elenmemek için eleştirdiği düşünceyi savunmak zorunda kalanları… Yapmamız gerekli diye bir şeyler yapmanın, yaşamdan kendini soyutlayan korsan ruh Moonwind gibi hayatını böyle sürdürenlere de uzun vadede yaşam zevkini kaybetme, iç âlemine çekilme, kendini gerçek yaşamdan soyutlama gibi psikolojik hasarlar doğurabileceğini düşündüm.

Filmin sonlarında kendime ve etrafıma karşı tavırlarımı etkileyecek önemli bir konu somutlaştırılarak güzelce işlenmişti bence. Dünyada yaşadıklarıyla fark etmeden kıvılcımına kavuşan 22’ye Joe’nun inanmaması ve kendi kıvılcımını aldığını ima etmesi üzerine 22’nin garip ruhlar âleminde kendi karanlığı içinde hapsolması ve dışarı hırçın davranması; hayatımızda da sürekli inanmayıp bir şeyleri yanlış yaptığını ima ettiğimiz kişilerin istemsizce bize hırçın davranmalarını ve kendilerini ifade edememenin sıkıntısıyla kendi iç karanlıklarına kapanmalarını çok ama çok güzel resmetmiş. Devamında Joe’nun garip ruhun siyah, kalın kabuğunun içine girip 22’yi gördüğü sahne de süperdi. 22’nin başının içinde, beğenilmeyen yönlerinin ve başarısızlıklarının yüzüne söylendiği şimdiye kadarki tüm cümlelerin dönüp durması; gerçek hayatta yaşadığımız veya istemeden yaşattığımız çok üzücü bir durumu çok iyi şekilde gösterebilmiş. İnsanın aklında onu aşağılayan sözler yer ediniyor ve az bir umudumuz olduğunda da kişiyi sırtından ilk onlar vuruyor; sen yapamazsın, başaramazsın, zaten hiç başaramadın ki diyor. O yüzden film bana özellikle çocuklara söylediğimiz ufak bir olumsuz yargı cümlesinin bile çok büyük kötülük olabileceğini gösterdi. Ben ne kadar anlamlı görmüş olsam da beraber izlediğim 6 yaşındaki kardeşimin zihninde sahnelerin ürkütücülüğünün daha çok yer ettiğini düşündüğümden küçük yaşlar için son sahnelerin uygun olamayabileceğini belirtmek isterim.

Sonuç olarak herkese kıvılcımını bulması için imkânlar oluşturulmasının hem bireysel hem toplumsal fayda için çok önemli olduğunu; herkesin önce kendisine “hayattaki amacını, nelerle mutlu olabileceğini” sormasının ve “ne için çabaladığını, ulaşınca neler hissedeceğini” sorgulamasının ne kadar gerekli olduğunu anladım.

İzlediğim filmlerin ve okuduğum kitapların ardından tahlillerine katılmaktan ve başka incelemeleri de okumaktan zevk aldığım için Soul animasyon filmi incelememi sizlerle paylaşıyorum. Yazımı okuyan sinemaseverlere umarım bir katkısı olmuştur.

Dipnot: Yazımı yazarken tahlilini beraber yapma imkânı bulduğum 4 fakülteden 9 üniversite öğrencisinin fikirleri ile boxofficeturkiye.com sayfasından ve izlerken tuttuğum notlardan yararlandım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s