ÇEVİRİ, İnanç

Hamilelik Hakkında 9 Efsane

Bu yazıyı 4 dakikada okuyabilirsiniz.


Hamilelik, heyecanlı ve sabır isteyen bir süreçtir. Bunun yanında anne adaylarının zihinleri – önemli bir kısmı efsane ve batıl inançlara dayanan- sorularla doludur. Hamileliğimde kahve içersem çocuğum kahverengi beneklerle mi doğar? Hamileliğim esnasında ay tutulmasına bakarsam çocuğum gerçekten deformitelerle (vücuttaki çeşitli değişiklikler, bozukluklar)* mi doğar? Bunlar gibi hamilelik hakkında sayısız mit, inanış ve kocakarı masalları -ki bunların çoğunun yanıltıcı olmasına rağmen- vardır fakat bu söylentilere hala inanılır ve bu söylentiler sürdürülür. Bu söylentilerden kayda değer dokuz tanesi bu yazıda açıklanacak ve çürütülecektir.

Annenin Güzelliği

Bu efsaneye göre, kız çocuklar, annelerinin güzelliğini onlardan çalarlar. Buna karşılık, eğer kadın, hamilelik süresince daha da çekici olursa, bunu karnındaki erkek çocuğa borçludur. Tabii ki de işin aslında pek çok hamile kadın -özellikle de ilk trimesterde (hamileliğin ilk üç ayı)*- sabah bulantısı, değişken hormon seviyeleri ve genişlemeye başlayan anne karnı gibi olayların yorgunluğu ve sivilcelerle boğuşmak zorunda kalmaktadır. Yani bu sebeplerle hamileleri güzelliğinin en zirvesinde beklemek yanlış olur. Ve bu durum bebeğin kız veya erkek oluşundan bağımsız olarak gerçekleşir.

Sabah Bulantısı

Bu efsanede ise sabah bulantısı ne kadar ağır olursa bebeğin kız olma ihtimali daha yüksek olduğu söylenir. Bir uzmana soracak olursanız muhtemelen bunun bir efsane olduğunu söyleyecektir. Ancak birtakım araştırmalar bu tarz bir ilişki olabileceğini söylüyor.  2004’te yayınlanan bir araştırmada, hamilelik esnasında bulantı ve kusma tedavisi gören kadınlarda, tedavi görmeyen kadınlara göre kız çocuğu doğuran kadınların oranının biraz daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Baharatı Bırakmak

Bu efsane, hamilelik esnasında baharatlı yemenin bebeğin gözlerini yakacağı ve bu sebeple bebeğin görme engelli olarak doğacağını söylemektedir. Aynı zamanda baharatlı yiyecekler düşük yapmaktan ve doğumun tetiklenmesinden (erken doğum gibi durumlar)* de sorumlu tutulmaktadır. Bu bağlantılar bazı insanlara makul gelse de aslında gerçek değildir. Ancak baharatlı yiyecekler hamile bir kadının mide yanması riskini artırabilir. Ve bunun tekrar tekrar yaşanması da -tabii bir başka kocakarı masalına inanacak olursak- bebeğin kafasının tamamen saçla dolu doğacağı anlamına gelir.

Halatlar ve Göbek Bağının Dolanması

Bazı kültürlerde olan bu batıl inanca göre hamile kadınlara, hamileyken iplerin üzerinden geçmekten kaçınmalarını önerir, çünkü bu durum, göbek kordonunun bebeğin boynuna dolanmasına (tıbbi ismi nukal kord olan durum)* neden olabilir. Bu inanış modern çağda, elektrik kablolarını da içerecek şekilde genişlemiştir. Bu inanış aynı zamanda hamile kadınların kollarını baş seviyesinden yukarı kaldırmalarının da bu duruma neden olabileceğini savunur. Tabii bu inanışın da arkasında herhangi bir bilimsel veri yoktur.

Saç ve Doğumsal Defektler

Eğer bir kadının saçı hamileyken kesilirse, bebekte görme ile ilgili sorunlar gelişebilir. Bu batıl inancın belirttiği neden ve sonucun altında yatan doğal bir süreci anlamak güçtür. Daha tartışmalı olan ise kadınların hamileyken saçlarını boyayıp boyayamayacaklarıdır. Uzmanlar ilk trimesterde buna karşı tavsiyelerde bulunsalar da, insanlarda, saç boyası kullanımı doğumsal defektlerle çok belirgin olarak bağlantılı değildir.

Ay Etkisi

Hamileliğin daha sağlam yerleşmiş batıl inançları arasında, dolunay sırasında bebeklerin doğma sıklığının arttığı inancı vardır. Doğum esnasında ve doğum servislerinde çalışan bazı sağlık personeli bile buna inanmaktadır ve, bu durum, iki olay arasında gerçek bir bağlantının akla yatkın olabileceği ihtimalini de artırıyor. Bununla birlikte, kapsamlı araştırmalara rağmen, bilim insanları henüz dolunay ve doğum oranları arasında herhangi bir ilişki tespit edememiştir.

Çirkin Hayvanlar

Yine bazı kültürlere yerleşmiş bir kocakarı söylentisine göre hamile bir kadın nahoş veya çirkin bir hayvana bakacak olursa çocuğu da o hayvana benzer. Bu düşünceyi destekleyecek hiçbir kanıt yoktur ve daha da önemlisi, bebekler çirkin olamazlar.

Lütfen Hediye Vermeyin

Bazı kültürlerde bebek doğmadan önce bebeğe alınan, hediye edilen ya da açılan herhangi bir hediyenin, kötü ruhları çağıracağına ve kötü talih -düşük gibi- getireceğine inanılır. Bu durum, büyük ölçüde sihir konusundaki korku ve inanca dayanır, bunun yanında, batıl inancın belirli bazı özelliklerini de taşımaktadır. Bazı kadınlar da -yine benzer doğrultuda olarak- bebeğin geleceğini çok erkenden duyurmanın bebeğin ruhunu korkutup kaçıracağına (düşük yapma durumu örnek verilebilir.)* inanmaktadır. Bu ilişki de yanlış bir nedensellik anlayışına dayanmaktadır. Düşük yapma riski doğal olarak birinci trimesterde, ikinci ve üçüncü trimesterlere göre daha yüksektir. Fakat ilk haftalarda hamileliği duyurmanın düşük yapma riski üzerinde hiçbir etkisi yoktur.

Karnı Ovmak

Çin kaynaklı bir kocakarı efsanesine göre -ne kadar çekici gelse de- hamile bir kadın karnını aşırı ovmaktan kaçınmalıdır. Bu efsanede, hamile kadın gereğinden fazla bunu yaparsa bebeğinin de şımarık olarak doğacağına inanılmaktadır. Bu efsanenin önerdiği şey tabii ki de pek olası değildir. Bununla birlikte, gebeliğin 10. Haftasında, gelişmekte olan fetüsün dokunmayı hissedebildiğini ve annenin karnından dürtüldüğünde tepkiler üretebildiğini de belirtmekte fayda vardır.


Dipnot: “*” ile belirtilen kısımlar çeviren kişi tarafından eklenmiştir.

Bu yazı İngilizce bir makaleden çevrilmiş olup yazının orijinal metnine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s