Kültür

Kahvenin Avrupa ve Türk Kültürüne Etkileri

Bu yazıyı 4 dakikada okuyabilirsiniz.


Kahvenin dünyanın kaderine olan etkisi oldukça mühimdir. Anavatanının Etiyopya olduğu düşünülen bu bitki için birçok insan hayatını ve özgürlüğünü kaybetmiştir. Geçmişte ve günümüzde dünya ekonomisinde en önemli hammaddelerden biridir. Günümüzde kahvenin ticari hacmi petrolün ticari hacmiyle yarışmaktadır. Bunların yanında kahve, dünya kültürünün şekillenmesinde de önemli bir rol oynamıştır.

Kahvenin Avrupa Kültürüne Etkisi

17. yüzyıla kadar Avrupa’da özellikle de Kuzey ve Orta Avrupa’da alkol (özellikle bira) tüketim oranları çok yüksekti. Bira sadece keyif verici içecek olarak kullanılmıyor, besin olarak da kullanılıyordu. Örneğin günümüzde unutulmuş olmasına rağmen 18. yüzyılın sonlarına kadar çoğu yerde bira çorbası pişirilirdi.

16. yüzyılda içki adetleri daha fazla eleştirilmeye başlandı. Profesör Johann Georg Sigwart “Ayyaşlar önlerinde duran şarapla yetinmiyor, ellerindeki kargı ve silahmış gibi içki kupalarıyla birbirine saldırıyorlar… Bir süre sonra konuklar ve ayyaşlar karşı karşıya geliyor, tek tek, ikişer ikişer. Kupaların önce yarı yarıya, sonra da fondip içilmesi gerekiyor, hem de nefes almadan, sakallar silinmeden… En fazla içebilen kişilere onur plaketleri ve para verildiği de oluyor.” diyerek gözlemlerini dile getirmiştir.

Reform döneminde insanların alkol alışkanlıkları değiştirilmek istenir ancak kalıcı başarılar elde edilemez. Çoğu düşünüre göre bunun sebebi 16. yüzyılın koşullarının içki alışkanlıklarını değiştirmek için yeterli olmamasıdır. Bu düşünürlere göre Protestan ideolojisinden ziyade bunu mümkün kılacak maddi temeller gerekiyordu. Bu maddi temeller kalkınmış bir toplum ve ekonomi, davranışları değiştirecek olaylar, fazla çalışma disiplini ve eskilerin yerini alacak içeceklerdi. 17. yüzyılda Avrupa’ya gelen sıcak içecekler -özellikle de kahve- bu ihtiyaçları karşılamıştı.

18. yüzyılda kahve, Avrupa’nın önde gelen tabakaları tarafından benimsenir. Aristokrat sınıf kendi lüks kültürüne kahveyi de eklemiştir.

Burjuva sınıfı kahveye farklı gözle bakar, kahveye atfedilen fizyolojik etkilerin üzerinde durur. O zamanların tıp anlayışı ve hâkim anlayışına göre kahve, zamanının alkollü içeceklerinin tersine ayıltıcı bir içecektir. Burjuvalar kahveyi coşkuyla karşılar çünkü kahve uyanıklığı ve çalışkanlığı simgeler. James Howell bu durumu şöyle ifade etmiştir: “Kahvenin halkı ayılttığı kanıtlanmıştır, eskiden zanaatçı ve tüccar kalfaları sabahları bira ve şarap içerdi; bu yüzden kafaları bulanır, doğru dürüst çalışamazlardı, fakat insanı dinç tutan bu burjuva içeceğine alıştılar.”

17. yüzyılda “Alkolün uyuşturduğu insanlık kahve yardımıyla aklını başına toplar.” şeklinde propagandalar yapılmaktadır. 1674 yılında yayımlanan anonim bir şiirde bu durum gözlemlenmektedir:

“…

Kahve geldi, o değerli ve şifalı içecek

Mideye iyi gelir, zihni açar,

Belleği güçlendirir, dertliyi sevindirir,

Coşku verir insana, insanı delirtmeden.”

 Kahve dolaylı olarak Avrupa’nın sosyolojik yapısını da etkilemiştir. 17. ve 18. yüzyıllarda kahvehaneler insanların iş bağlantıları kurdukları yerler olmaya başlamıştır. Buna en iyi örnek Edward Lloyd’un kurduğu Lloyd’s Coffeehouse adındaki kahvehanedir. 1687 veya 1688 yılında Londra’daki Tower Caddesi’nde kurulan bu kahvehane başarılı geçen birkaç yılın ardından Lombard Caddesi’ne taşınmıştır. Bu kahvehane gemicilikle uğraşan insanların (kaptanlar, tüccarlar, sigorta komisyoncuları vb.) uğrak yeri olur. İnsanlar denizcilikle ilgili son haberleri öğrenmek için buraya gelir. Habercilik hizmeti de başlar ve haberciliğin getirdiği hasılat normal hasılatı geride bırakır. Lloyd’s Coffeehouse’nin genişleyerek büyüyen müşteri grubu vardır. Bunlar sigorta simsarlarıdır (sigorta komisyoncuları). 18. yüzyılın sonlarında kahvehanenin Londra borsası Royal Exchange’nin birinci katına taşınmasıyla ve eski müdavimleri olan sigorta komisyoncularıyla birleşmesiyle dünya çapında bir sigorta borsası haline gelir.

Kahvehaneler, insanların sadece iş bağlantıları kurdukları yer değil, aynı zamanda siyasetin ve edebiyatın konuşulduğu, gazeteciliğin yapıldığı yerler haline gelir. Örneğin Tatler gazetesini çıkaran Richard Steele, gazetenin adresi olarak “The Grecian” kahvehanesinin adresini verir.

Yukarıda verilen örnekler kahvehanelerin, burjuva sınıfının kültür tarihinde oynadığı rolü göstermek açısından mühimdir.

Kahvenin Türk Kültüründeki Yeri

Kahveden bahsetmişken Türk kültürü üzerindeki etkilerinden bahsetmeden olmaz. Türkler vasıtasıyla kahveyle tanışan Avrupa’da kahvenin kültürel etkisi büyüktür. Kahve, Avrupa kültürünü etkilediği gibi Türk kültürünü de etkilemiştir. Türk milleti kendine has yöntemlerle kahve hazırlamış ve bu kahve Türk kahvesi olarak isimlendirilmiştir. Genellikle su ve lokumla ikram edilen Türk kahvesi geleneğinin kökeni 16. yüzyıla, İstanbul kahvehanelerine dayanmaktadır.

Türk kahvesini hazırlamada kullanılan geleneksel yöntemler, sanatsal değeri olan cezve, fincan ve havanlar gibi özel araçların ve gümüş takımlarının gelişimine sebep olmuştur.

Kahvehaneler Türk toplumu için kültür mekanı haline gelmiştir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde kahvehaneler, kıraathaneler (okuma evi) olarak faaliyet göstermeye başlar. Bu mekanlarda “devlet sohbeti” yapılmaması için edebi faaliyetler artırılmıştır. Kahvehaneler meddahların konuşma yeri, saz çalma yeri, mani yarışlarının yapılma yeri olmuştur. Kahvehanelerin en önemli özelliklerinden diğer ikisi de haberleşme ve meslek gruplarının toplanma yeri olmasıdır.

Kahvenin Türk örf ve adetlerinde önemi büyüktür. Örneğin kız isteme merasiminde müstakbel gelin tarafından kahve yapılır ve müstakbel damada ikram edilir. Bir başka örnek ise Türk kahvesine özgü fal geleneğinin ortaya çıkmasıdır. Telvedeki şekillere ve bardaktaki izlere göre kişinin geleceği yorumlanır.

Kahve kültürümüze o kadar işlemiştir ki Türk dilinde kahveyle ilgili birçok atasözü vardır. “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister kahve bahane.” ve “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” atasözleri bu duruma örnek olarak verilebilir. 

Türk kahvesi kültürü ve geleneği, 2013 yılında UNESCO’nun somut olmayan kültürel miraslar listesine girmiştir.

Kaynakça:

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s